Kültür ve Doğa Turizmi

Kültür Turizmi, insanın yeni şeyler keşfetme ve merak arzusundan doğar. Gezginler, gizemli bir şeylerin üzerindeki perdeyi aralamak, geçmişlerinde kalmış bir yerlere geri dönmek ya da beklenmedik bir şeylerle karşılaşmak için yolculuk ederler. Günümüz kültür turizmi anlayışında farklı kültürlerin mirası ile tanışmak ve kaynaşmak, gezginin duygu ve düşüncelerine yeni ufuklar açmaktadır. Tarihsel ve kültürel çekiciliğe sahip mekanlar, kültür gezginlerini farklı doğal alanlarda, farklı tarihsel geçmişlerin izlerinde ve farklı kültürlerdeki anlam arayışına eşlik etmektedir. Kültür turizminin gücü, onların bu beklentilerini karşılayabilen doğal/tarihsel mekanları öne çıkarmaktadır.

 

Kültür Turizmi olgusunun alt kategorilerinden biri olan alternatif turizm etkinlikleri listesindeki ‘Tematik Kültür Rotaları’ ve ‘Doğa Yürüyüş Yolları’, son yıllarda gezginlerin tercih ettiği tatil seçeneklerin başında geliyor. Mega kentlerin ve yoğun iş temposunun insanları bunalttığı günümüzde doğaya kaçış, yaşamın tadına varmamızı sağlıyor.

İngilizcede Trekking, doğada yapılan yürüyüşlere genel olarak verilen isimdir. Trekking özellikle doğanın yakından görülerek, detaylı incelenerek, sürekli güç sarf edilerek, irade gösterilerek yapılan bir yürüyüş ve keşif aracı olduğu için insan dayanıklılığının test edilmesidir aynı zamanda.

Fransız antropolog ve sosyolog David LE BRETON, ‘Yürümeye Övgü’ kitabında yürüyüş eylemini şöyle tanımlıyor; ‘Yürüyüş dış dünyaya açılmadır. İnsanı mutlu yaşam duyguları içinde yeniden oluşturur. İnsan bazen yürüyüşten değişmiş olarak döner ve çağdaş yaşamlarımızda ağır basan ivediliğe boyun eğmekten çok zamanın keyfini çıkarmaya eğilimli hisseder. Yürümek soluklanmamızı, duyularımızı keskinleştirmemizi, merakımızı yenilememizi sağlar. Yürüyüş çoğu zaman insanın kendi içinde yoğunlaşmasını sağlayan bir dönemeçtir.

 

İnsan geçen zamanın tadını çıkarmak, yolun sonunda kendisini daha iyi hissedebilmek,  yabancı yerleri ve yüzleri keşfetmek, anlam ve duyumsallık açısından tükenmez bir dünyayı bedeniyle iyice tanımak ya da sadece önünde bir yol olduğu için yürür. Yürümek aslında yaşamın o kendine özgü zamanını bulmaktadır…..’

 

İnsanlar tekdüze bir yaşam sürdürdükleri büyük kentlerden, doğaya dönüyorlar artık. Günümüzde ‘deniz-kum-güneş’ tatil seçeneğinin yanı sıra hafta sonu ya da uzun soluklu yürüyüş programlarının yer aldığı tatil biçimleri giderek yaygınlaşıyor. 2014 yılı verilerine göre dünyada 1.2 trilyon dolarlık turizm harcamaları içinde doğa turizminin payı 400 milyar dolar civarında. Söz konusu 400 milyar doların 263 milyarı ise macera düşkünü gezginlerin yaptığı harcamalardan oluşuyor. Dünyada turizm sektörü yıllık %4-7, doğa ve macera turizminin ise %20-30 büyüme gösterdiğini belirtirsek, alternatif turizmin (geleneksel ve klasik kitle ve şehir turizmine seçenek amacıyla oluşturulmuş, yeni turistik ürünlerin bir araya getirilmiş olduğu turizm çeşidi) önemini vurgulamış oluruz.

Günümüz alternatif turizm anlayışının en güzel örneği, son yıllarda bütün dünya ülkelerinde artan ve giderek önem kazanan tematik kültür ve doğa yürüyüş yolları. Söz konusu bu rotalar, kültürel bir tema üzerine kurgulanmış, tarihte belirli bir amaç adına kullanılmış eski yolların veya doğal güzelliklerle bezenmiş bölgelerin turizme kazandırılması anlayışla ortaya çıkmış.

Pek çok insanın rağbet ettiği dünya genelindeki en ünlü yürüyüş rota örneklerini Avrupa kıtasında St. James Yolu-Fransa/İspanya, GR20-Fransa, Haute Yolu-Fransa/İsviçre, Mont Blanc Turu-İtalya/Fransa/İsviçre, Kral Yolu-İsveç, Wildkirchli Yolu-İsviçre, North Devon Coast Patikası-İngiltere; Amerika kıtasında İnka Trail-Peru, Torres del Paine-Şili, Monte Fitzroy-Arjantin, Darien Gap-Panama, The Narrows Trail-ABD, Appalachian Trail-ABD/Kanada, American Discovery Trail-ABD, Pasific Crest Trail-ABD, Continental Divide Trail-ABD, Buz Devri Trail-ABD, Havasu Kanyonu-ABD, Crow Pass Trail-ABD; Asya ve Okyanusya kıtalarında ise Büyük Himalaya Trail- Keşmir/Hindistan/Nepal/Bhutan/Tibet, Everest Base Kampı-Nepal, Annapurna Turu-Nepal, Hint Himalayaları-Hindistan, Baltoro Buzulu ve K2-Pakistan, Batı Yakası Parkuru-Çin, İsrail Ulusal Trail-İsrail, Overland Trail-Avustralya, Routeburn Trail-Yeni Zelanda, Pays Dogon-Mali olarak sıralayabiliriz. Bu rotalar içerisinde St. James Yolu’nun (Aziz Yakup Yolu) (İspanyolca El Camino de Santiago, Fransızca Chemin de Saint-Jacques-de-Compostelle), her yıl yaklaşık 8 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğini belirtelim.

Ülkemizdeki yürüyüş rotaları listesinin üst sırlarında yer alan Likya Yolu, St. Paul Yolu, İstiklal Yolu, Hitit Yolu, Karya Yolu, Frig Yolu, Yenice Ormanları, Küre Dağları Milli Parkı, Kaçkar Dağları Milli Parkı, Ağrı Dağı Milli Parkı, Aladağlar Milli Parkı, Sarıkamış Sarıçam Ormanları ve Allahuekber Dağları Milli Parkı vb gibi güzergahlar; yerli ve yabancı doğaseverler tarafından yürünmektedir.

Eski göç, katır, değirmen, pazar, ticaret vb yolların kullanıldığı ve bunların doğal ve tarihi değerlerle bezendiği söz konusu yürüyüş rotaları; bölgeleri bir çekim merkezine dönüştürüp özgün kimlik ve özelliklerini öne çıkararak ulusal/uluslararası turizm rekabetinde o mekanları ön sıralara taşımaktadır.

 

Tematik kültür ve doğa yürüyüş yollarının bir diğer uygulama amacı ise turistin bir yere bağlı kalması yerine, ilgisini çekecek birçok seçeneğin birlikte sunulması sonucu ekonomik anlamda daha fazla zaman ve para harcamasını sağlamaktır. Aynı zamanda yerel farkındalığın yaratılarak doğal/tarihsel tüm değerlerin korunması ve sahip çıkılması bilincinin yaygınlaştırılması ön görülmektedir.