Kızılcahamam

Hemen her kent belli değerlerle tanınır, bilinir. Öyle ki; sembol haline gelen o değerlerden bahsedilmezse, kent tanımlamaları eksik kalır bazen. ‘Şifalı Suların Başkenti’ yakıştırması olmaksızın Kızılcahamam’ı anlatmak, güzel bir masalı yarım bırakmaya benzer. Roma döneminde yapılan ve yüzyıllardır kullanılan Sey Hamamı başta olmak üzere kaplıcalarıyla şirin yerleşim, ülke termal turizminin önemli mekanlarından biri. Ankara şehir merkezine 80 kilometre uzaklıkta bulunan bu çam kokulu ilçe, özellikle hafta sonları Ankaralılar tarafından dinlenme merkezi olarak tercih ediliyor. Açık ve kapalı havuzları, çamur banyoları, fizik tedavi merkezleriyle ‘Kaplıcaları Diyarı’; romatizma, siyatik, lumbago, nevralji, bazı kadın hastalıkları yanı sıra içme kürleriyle karaciğer, böbrek, mide ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir.

 

Doğuda Çubuk, batıda Çamlıdere ve Güdül, güneyde Ayaş ve Kazan ilçeleri ile kuzeyde Çankırı'nın Çerkeş ve Bolu'nun Gerede ilçeleriyle komşu olan Kızılcahamam ilçesinin en önemli yükseltileri Köroğlu Dağları kütlesinin Yıldırım, Işık, Karakiriş ve Hıdır uzantılarıdır. 2034 metrelik Işık Dağı’nın yamaçlarından doğan derelerle beslenen Kirmir Çayı, yerleşimin kayda değer en uzun akarsuyudur. İlçe genelinde Kurtboğazı, Eyrekkaya ve Akyer barajları ile Üçbaş, Kurumcu, Karacaören, Kırköy, Pazar, Çeştepe göletleri bulunur. Işık Dağı’nın güney yamacına konumlanan Karagöl ise, ilçenin tek doğal gölüdür. Genel olarak karasal iklim sürmesine rağmen bölgede, Karadeniz Bölgesi sınırları içerisinde yer almasının ve var olan baraj göllerinin etkisiyle Batı Karadeniz iklim özellikleri de görülmektedir. Yüksek kesimlerde Başköy, Belpınar, Eldelek, Hıdırlar, İğceler, Miyala, Ören, Salın (Maden), Topuzlu, Ulucak, Yıldırım, Yemişen, Yukarıçamlı, Yukarıovacık ve Yünlü yaylaları bulunmaktadır.

 

Tarih boyunca farklı uygarlıklara ve kültürlere ev sahipliği yapmış olması ilçede çok farklı kültürlerin bir araya gelmesine yol açmıştır. Pek çok köyde, söz konusu zengin tarihi geçmişe ve kültürel mozaiğe tanık olabilirsiniz. Ağsar, Başköy ve Kız kaleleri, Akdoğan ören yeri, Saray köyü Roma Harabesi, Gelin Kayası, Mahkemeağacin, Alicin ve İğmir köyü kaya mağaraları, Seyhamamı Kilisesi söz konusu tarihi kalıntıların başlıcalarıdır. Özellikle Mahkemeağacin mağaraları, Roma İmparatorluğunun zulmünden korkan ilk Hıristiyan müritlerin kullandığı yerleşke ve kaya kiliselerden oluşmaktadır. Günümüzde yerel halk tarafından saman ve çeltik otu saklamak için tahıl ambarı olarak kullanılmaktadır. Alicin Deresi Vadisi içindeki yamaçlara kurulan ‘Minyatür Sümela’ görünümündeki Alicin Manastırı, ülkemizdeki kaya kilise örnekleri arasındadır.

 

Kızılcahamam inanç turizmi açısından önemli değerlere sahiptir. Aşağı ve Yukarı Pazar, Sey camileri ile Taşlıca köyünde Oruç Gazi ve Kırmızı Ebe, Çeştepe köyünde Baba Kıbel, Hıdırlar köyünde Horasanlı Abdullah, Kızık köyünde İncik Dede, Kızılcaören köyünde Yunus Dede, Üçbaş köyünde Abdulcemil, Yıldırımören köyünde Durali Dede ve Otacı köyünde Şeyh Abdurrahman türbeleri gezilebilir.

 

%48’i ormanlarla kaplı olan Kızılcahamam, sahip olduğu kaynak değerleri itibariyle doğa turizmi konusunda iddialıdır. Sarıçam, karaçam, köknar ve meşe ağaçlarının egemenliğindeki ilçede bir milli ve iki tabiat parkı bulunmaktadır. Neredeyse ilçe merkeziyle bütünleşen Soğuksu Milli Parkı, 10 milyon yıl önce taşlaşmış ağaçları, peyzaj güzellikleri ve her mevsim farklı görüntüler içermesiyle doğaseverlerin vazgeçilmez mekanlarından biridir. 1050 hektarlık bir alana yayılan tabiat harikası, 1959 yılında milli park ilan edilmiştir. En yüksek noktası 1789 metrelik Arhul Tepesi olan parkın içinde termal oteller, danışma ofisi, piknik alanları, yönlendirme tabelalarıyla belirlenmiş yürüyüş parkurları, seyir terasları, misafirhane, memba suyu işletmesi bulunmaktadır. Soğuksu Milli Parkı’nın zengin bitki örtüsünü, 49 tanesi endemik olmak üzere 474 tür taçlandırmaktadır. Saha içerisinde pek çok yaban hayvanı ve kuş türü barınmaktadır. Türkiye'de nadir görünen deniz kartalı, bozkır kartalı ve atmaca kartalı yanında kızıl şahin, küçük kartal, Mısır akbabası, kara Akbaba, küçük kerkenez ve baykuş gibi yırtıcı türler bulunmaktadır. İçlerinde soyu tükenmekte olan ve Güdül-Çamlıdere-Kızılcahamam bölgelerinde üreyen kara akbaba koruma altına alınmıştır.

 

2009 yılında kurulan zümrüt yeşili Şahinler Tabiat Parkı, Ankara-İstanbul karayolu üzerindedir. Kızılcahamam merkezine 30 kilometre uzaklıktaki park, 40 hektar büyüklüğündedir. Şahinler Tabiat Parkı’nın kaynak değerlerini iğne ve geniş yapraklı ağaç topluluğunun oluşturduğu yoğun orman örtüsü ile volkanik tüf ve andezit arazi yapısı oluşturur. Devletdoruğu mevkisinde bulunan ve 2011 yılında tabiat parkı ilan edilen Kartaltepe ise içinde 2 gölcüğün bulunduğu 93 hektarlık bir alana yayılmaktadır.

 

Kızılcahamam ilçesinin jeolojik-jeomorfolojik yapısından yola çıkarak; doğa ve manzara varlığı ile fosil alanları ve volkanik şekilleri değerlendirilerek Kızılcahamam-Çamlıdere Jeopark projesi hayata geçirilmiştir. Bölgede korunması gereken çok sayıda jeosit varlığı, böylelikle yerel farkındalık yaratılarak turizme kazandırılmıştır. Hayranlıkla izlediğimiz bazı doğal anıtların öykülerini anlamak ve doğada ender bulunan jeolojik oluşumları görmek şeklinde tanımlayabileceğimiz Jeoturizm, son yıllarda kültür turizm olgusunun yükselen değerleri arasındadır. Herhangi bir dal sanarak elinize aldığınız bir ağacın nasıl olup da taş haline geldiğini anlamak, yüksek rakımlarda bulunan kayaların içinde neden denizde yaşayan canlıların fosillerinin bulunduğunu keşfetmek ya da milyonlarca yıl önce yaşamış bir canlının fosiline dokunmak heyecanını tatmak isteyenler, Türkiye’nin ilk jeoparkı olan Kızılcahamam Jeoparkı’nı ayrıntılarıyla ziyaret etmeliler.

 

Volkan hareketler sonucu yeryüzüne doğru yönelen magma tabakasının yükseldikçe soğumaya başlaması ve kayaçlar oluşturması süreci, ilginç yeryüzü şekilleri ve fosil alanları yaratmıştır. 23-3,5 milyon yılları arasında üç evrede defalarca meydana gelen bu uzun ve zorlu süreç, özellikle Kızılcahamam-Çamlıdere yöresinde görkemli doğa harikaları meydana getirmiştir. Abacı Peri Bacaları, Beşkonak Bazalt Sütunları ve Fosil Yatakları, Soğuksu Fosil Ağaç, Taşlıca köyü Gelin Kaya ve Kaplumbağa Kardeşler, Kavaközü Peri Bacaları gibi dört "jeoyol" ve üç "jeotur" rotası belirlenmiştir. Bu rotalar boyunca Sey Hamamı, Güvem sütun bazaltları ve lav akmaları, Beşkonak balık/yaprak/böcek fosilleri, Işık Dağı, Karagöl, Abacı köyü peri bacaları, Kızık köyü fayı, Pelitçik-Yahşihan köyü silisleşmiş ağaç ormanı, Kızılcahamam sıcak su kaynakları, Soğuksu Milli Parkı andezitleri/volkanik pişme zonu/ağaç fosili, Kızılcahamam Madensuyu ve travertenleri, Taşlıca köyü Gelin Kayası ve Kaplumbağa Kardeşler, Kazan memeli fosilleri, Çamlıdere tüfleri, Azaphane volkanitleri, Akyarma Tüfleri, Özdere volkanitleri gibi jeolojik oluşumları görebilirsiniz.

 

Özellikle her yıl Temmuz ayında düzenlenen Kızılchamam Kültür Sanat ve Su Festivali esnasında bölgeye giderseniz Gözleme, Cızlama, Telli Pilav, Kül Çöreği, Ekmek Balığı, Sübüre, Bazlama, Ekmek Aşı, Ağşak Söğşü (Çılbır ), Böde (külde yumurta), Soğanlı Tirit, Efelek Sarması, Toyga Çorbası, Büryan, Haside, Höşmerim, Kaygana, Soğan Dolma, Göce Çorbası, Kapama gibi özel yemek çeşitlerini tadabilirsiniz.